Tuesday, February 07, 2012

Cok severim...

...hem geceleri calismayi, hem de bu paragrafi:


'Bazen evde olur bu mavi. Sabaha kadar oturursun. Saat sana aittir nasılsa, kimse yoktur. Niyeyse oturmuşsundur sabaha karşı, evin ışıkları açıktır. "Artık yatsam mı?" dersin, sıkıla sıkıla. Kalkarsın, evin ışıklarını söndürürsün ve...
Evin içi kararınca, işte o anda camların dışı aydınlanır. Ne sabahtır o an ne de artık gece seni saklamaktadır. Camı açarsın, bir yalnızlık fotoğrafı olursun. Kederli gibi olursun, neşeli gibi ve sanki her şeyi anlar ve her şeyi içine sindirirsin.
Sokağa bakarsın, tepende uçan sabah kuşlarına. Hayret edersin. Bu maviyi ne zaman görsen sanki ilk kez görüyor gibi hayret edersin... Sabah bu kadar mı güzel olur, her seferinde kendine bunu dersin.
Biri varsa hayatında işte o maviyi niyeyse pek görmezsin. Yalnız insanlarındır o mavi, rahat bırak! Sen git yat ısıtılmış yatağa, sevdiğin ayaklarını ısıtsın. Bırak bari bu sabah mavisi yalnızlara kalsın.'

Ece Temelkuran

3 comments:

Müge said...

Of, of, of, süper! O mavi gözümde canlandı resmen. Ama işin ilginci bu sayfaya gelirken, "İnsanların bir şeyi sevip sahiplenip diğer insanları ondan mahrum bırakmaya çalışması ne kötü bir kafa," diye düşünüyordum. İşte o yüzden, ben bu yazının, "Rahat bırak," diye başlayan son iki satırını okumadığımı farz edeceğim.

Kız kıza toplandık said...

Cok haklisin Muge!

Eger yanlis hatirlamiyorsam, bu paragraf tum yazinin sadece bir paragrafiydi.Yazinin geri kalanini hatirlayamadigim bir nedenden dolayi bende cok sevmemistim. Sabah mavilerinin dinginligine hasta biri olarak,yazinin bu kisimini saklamistim.

Müge said...

Anlaşılmak güzel şey. :)